Duyurular

KÜTÜPHANEDE EKİM AYI: FRANZ KAFKA

FRANZ KAFKA

3 Temmuz 1883 – 3 Haziran 1924

“Ah Milena! Denize düşmüşüz sanki, elimizde olmadan oradan oraya sürükleniyoruz. Boğulmuyorsak, bu da kötülük olsun diyedir.”

MİLENA’YA MEKTUPLAR

Kötü bir çocukluk dönemi geçiren Kafka, babasıyla hiçbir zaman iyi anlaşamamış, hatta ona duyduğu nefreti ileride kendini de bir hiç olarak görmesine yol açacak kadar büyükmüş. Eserlerinde babasıyla olan ilişkisini hem acı hem de nefret dolu sözlerle sık sık dile getirmiş Kafka. İlk olarak babasında gördüğü diktatörlükten ne kadar nefret ettiğini vurgulamış ve otoriteyi hiçbir zaman sevmemiş.

Almanca konuştuğu için Çekler tarafından, Yahudi olduğu için de Almanlar tarafından kabullenilmeyen Kafka, aslında hayatı boyunca benzer dışlanma duygularını yüreğinin derinliklerinde hissetmiş. Annesinden de pek şefkat görememiş Kafka! Çünkü babasının otoritesine boyun eğmiş, sessiz ve içe kapanık bir kadınmış Julie!

İşte böyle bir aile yaşantısı içerisinde; bir yandan babasına içten içe isyan ederken bir diğer yandan da sessiz kabullenişlerinin ezikliğiyle büyümüş Kafka. Hem Almanca hem de Çekçe’yi anadili gibi konuşan küçük Franz, daha sonradan Fransızcaya ve Fransız kültürüne merak salacaktır. Eğitim hayatına Prag’da Alman okullarında başlamış. Ardından Avusturya lisesine gitmiş ama burası onun giderek daha çok içe kapanmasına yol açmış.

Franz Kafka 1907’de “Assicurazioni Generali” adlı İtalyan bir sigorta şirketinde çalışmaya başladı. Kafka’nın Max Brod ile tanışması ve dost olması aynı yıllara rastlar. Max Brod sayesinde edebiyat dünyasına giren Kafka, Felix Qeltsch, Oskar Baum ve Franz Werfel gibi önemli edebiyatçılarla tanıştı. Brod, Kafka’nın hayatındaki en önemli kişilerden biriydi ve onun için bir dönüm noktasıydı.

Hayatı boyunca birkaç kez nişanlanmasına rağmen, hiçbir zaman evlenmemiş, aşklarını da acıları gibi kaleme alarak yaşamayı tercih etmiş Kafka! 2 kez nişanlandığı Felice Bauer ile 1912 yılında, evli bir kadın olan Milena Jesenka (1944’te gettolarda hayatını kaybetmiştir) ile 1920’de tanışmış, hayatının son yıllarında ise Dora Diamant ismindeki bir çocuk bakıcına aşık olmuş. 1917 yılının ağustos ayında bir gece Kafka’nın ağzından kan gelir. Akciğer kanseri teşhisi konulur Kafka’ya. 1918’de gribe yakalanır. Gırtlağına kadar ilerleyen kanser yüzünden artık konuşma yetisini de kaybetmiştir Kafka. Hastalık çok ilerlediği için cerrahi müdahale de yapılamaz ve 3 Haziran 1924 tarihinde hayata gözlerini yumar. Kendisinden sonra ölen annesini ve babasını da -dalga geçer gibi- Kafka’nın gömüldüğü mezara defnederler. Yani Kafka öldükten sonra bile kurtulamamıştır babasından.

Eserleri

Roman: Dava (1925), Şato (1926), Kayıp – Amerika (1927).

Hikaye: Değişim (1915), Bir Savaşın Tasviri, Taşrada Düğün Hazırlıkları, Şarkıcı Josefine ya da Fare Ulusu, Ceza Sömürgesi (1919), Çin Seddi, Bir Akademiye Rapor.

Mektuplar: Milena’ya Mektuplar, Babaya Mektuplar

Günlükler: Günlük 1-2, Aforizmalar