Duyurular

Kütüphanede Mayıs Ayı: BİLGE KARASU

KÜTÜPHANEDE MAYIS AYI YAZARI

Bilge Karasu

(İstanbul 1930- 13 Temmuz 1995)

Öykücü, romancı ve denemeci.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nde öğrenim gördü. Ankara radyosu dış yayınlar servisinde çalıştı. 1963 yılında, Rockfeller bursuyla gittiği Avrupa’dan dönerek çevirmenliğe başladı. Ölümüne kadar Hacettepe Üniversitesi’ nde uzman olarak çalıştı.

Bilge Karasu, bireyin sorunlarına ağırlık veren, onun günlük hayatındaki açmazlarını işleyen bir yazardır. Her insanın hayatında en az birkaç kere kafasından geçirdiği ya da yaşadığı (sevgi, dostluk, yalnızlık, tutku, inanç/inançsızlık, korku ve ölüm gibi) kavramları imgesel bir dille anlatır. Okurun hayal gücünü bir noktaya kadar özgür bırakır. Edebiyatla felsefenin belirli bir denge içinde rahatlıkla kaynaştığı kitaplarında Türk edebiyatının özgün örneklerini verdiği kabul edildi. Türkçe edebiyatın en özgün kalemlerinden biri olan Karasu “Gece” adlı kitabıyla Amerika’da verilen “Pegasus Ödülü”nü kazanan tek Türk yazardır. Yaşamını bu şekilde başlıklar altında özetleyebiliriz ancak onun asıl yaşamını her daim dert edindiklerini kaleme döktüğü yapıtları anlatır.

Eserleri:

Troya’da Ölüm Vardı (1963)–Öykü
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı (1970) –Öykü
Göçmüş Kediler Bahçesi (1980) –Öykü
Kısmet Büfesi (1982) –Öykü
Lağımlaranası ya da Beyoğlu—Öykü
Susanlar (2008) (öykü, şiir, deneme, röportaj) –Öykü
Gece (1985)—Roman
Kılavuz (1990)—Roman
Ne Kitapsız Ne Kedisiz (1994)—Deneme
Narla İncire Gazel (1995)—Deneme
Altı Ay Bir Güz (1996) (ölümünden sonra yayınlandı)—Deneme
“Bilge Karasu’nun edebiyat dünyasına girmek, derinlikler ve zenginlikler ülkesinde heyecanlı bir yolculuğa çıkmak gibidir.” / Milliyet Kitap

“Ona bakıyorum. Susuyor. Önüne bakıyor. Çocukluğundan beri bu oyunu oynar: Gözetlenme oyununu. Önceleri belki bir suçluluk duygusuydu bu: Kendisine dikilen göz Tanrının, anasının, büyüklerden birinin, sevmediği birinin gözü olur, kınardı o anda yaptığını. Adı konmadan yaşanırdı bu suçluluk. Şimdi ise gerçekten bir oyun: kimi dakikayı, ‘bakan, gören varmış gibi yaşamak’… Karasu kendi kendine bir şeyler anlatır, gözetlenme oyunu da o sıra oynanır. Bakan göz o anlatılanı dinlemektedir. Nasıl gözse!..”Ne Kitapsız Ne Kedisiz / Bilge Karasu

“Sevdiğim bir insanın ölüm haberi bana hemen koymuyor, inanamıyorum o habere. İnanamıyorum da dememeliyim, anlayamıyorum o ölüm haberini. Hep bir köşebaşında, öldüğü söylenen o sevdiğim kişiyle karşılaşacakmışım gibi gelir bana, aradan uzun bir zaman geçse de o duyguyu yitirmem, o kişi nasıl olsa bir gün gene karşıma çıkacakmış gibi gelir.”Susanlar /Bilge Karasu

“Bilge Karasu’yla ilk karşılaştığımda yaklaşık on beş- on altı yaşlarındaydım, Göçmüş Kediler Bahçesi… İlk duygum sonsuz bir şaşkınlık olmuştu. Demek ki demiştim için için, edebiyat böyle bir şeymiş. Sonra diğerleri gelmişti tabii hemen arkasından, ama en çok Gece, illa ki Gece. Karasu’dan içime en çok Gece işlemişti. Hala zaman zaman hatırlatıp durur kendini. Güzel bir günde yaşadığınız bir yaralanma gibi, tatlı tatlı sızlar Gece zihnimde. / Fikri Sabit

“Çukur yerlere dolan gece, sözcüğün içindeki tüm duygusuyla Karasu’nun nasıl diline geldiyse, Erdem’in de kalemine öyle bulaşmış. Söz ve çizim birlik olup kat kat, perde perde üzerimize kapanmış. “

www.sabitfikir.com

www.kitap.milliyet.com

www.645dukkan.com